Mavi Kuş

Mustafa Kutlu`yu ilk olarak 14 yaşımda iken okumuştum. Türkçe dersinde “Rüzgarlı Pazar” isimli kitabını işlemiştik. İlginç bir üslup ile karşı karşıya idim. İğdenin ne olduğunu o kitapla öğrenmiştim.

Aradan yıllar geçti, Mustafa Kutlu iğde hatırası ile kaldı sadece. Diğer kitaplarını hiç okumamıştım.

2013 yılında, Beyazıt Kitap Fuarı’nda Dergah Yayınları’na bir gidip inceledim ve o zamanki son kitabını satın aldım Mustafa Kutlu`nun. Salih Yüztgenç kardeşim sağolsun iki kitabını daha hediye etti bana. Bismillah dedim ve başladım.

Ve anladım ki, senelerdir nasıl bir hazine kaçırmışım. Anladım ki, Mustafa Kutlu boşuna hikayeciliğin üstadı olarak tanımlanmıyormuş.

“Mavi Kuş” isimli kitabında, sanki anlattıkları benim özümdekilerle denk düşüyor gibi hissediyorum. İşte o denk düşen satırlardan bir bölümü burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitabında itiraf ettiği gibi, sanki biraz “Ahlâk Risalesi” yazar gibi olmuş, fakat çok ama çok önemli tespitlerde bulunmuş Mustafa Kutlu.

İşte, bir zamanlar taşra:

Mustafa Kutlu / Mavi Kuş / Şubat 2013 Baskısı / 72 ile 74. Sayfalar Arası

“Medeniyetimizi oluşturan manevi dinamiklerin dışa dönük zâhiri bir zenginlik ve gösterişi değil; içedönük bir derinlik ve yüceliği hedef aldığını söyleyebiliriz.

Bu bir bakıma zâhire nispetle bâtını kıymetli kılar. İlkeler böyle belirlenince; medeniyet unsurları da bu ilkelerden neşet eden nispetlere, gelişmelere, biçimlere ulaşır.

Mesela evleri ele alalım.

Bu evler sokağa değil, avluya bakar. Sokağa dönük yüzünde, insan boyunu aşan duvarlarında pencere dahi yoktur. Çokluk taştan yapılır ve sağırdır. Sokağa bakan kafesli pencereler bu taş kısmın üzerinde yükselen ikinci katta bulunurlar.

Evet, ev bahçeye, yani içe açılır.

Burası mahrem bir alandır.

Çiçek, meyve, sebze, havuzda su ile bir bakıma tabiatın devamıdır. Güzel ve ferahtır. Saydığımız unsurlarla tezyin edilmiştir.

Evin dış görünüşü sade ve vakurdur. Tezyinat evin içindedir. Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.

Bu incelik ve âhenk büyük-küçük, baba-oğul, ana-kız, konu-komşu, usta-çırak, şeyh-mürit, hoca-talebe münasebetlerine de damgasını vurmuştur. Çırak bir gün usta, oğul bir gün baba olacağından yetişmesine itina gösterilir. Ağalık, beylik, hocalık, şeyhlik dahi bir hududa kadardır. Haddi aşmak hiçbir şekilde hoş görülmez.

Haram, helal, mekruh, müfsit, mubah, farz, sünnet, müstahsen, mendup, edep, hizmet, hürmet, merhamet, şefkât, sabır, şükür, bid`at, örf, âdet, gelenek-görenek-mizaç sayılmayacak kadar kıymet hükmü belli bir denge içinde fert ve cemiyeti çekip çevirir. Öyle ki, helaya girme âdabından, sofraya oturma âdabına kadar.

Bu ahlâk, düzen ve hiyerarşiyi değiştirecek, zedeleyecek her davranış, düşünce, tutum; hastalık ve bozulma alameti sayılır; zamaneden şikâyet edilir, durumun düzelmesi için kanun-ı kadime dönmek salık verilirmiş.

Elbette ki bir değişim yaşanmakta ve taşranın yekpâre zamanı kenarından köşesinden delinmektedir amma, bu o kadar yavaş seyreder ki, değişim hissedilmez bile.

Evler, bahçeler, ustalar, çıraklar, günler, geceler hep birbirine benzer. Sanki tornadan çıkmış gibidirler.

İşte yine yanıldınız.

Bu tıpkı dört fâilâtün ile yazılan şiirleri hep aynı sanmak gibidir. Oysa o şiirlerin içine eğilip bakmak lazımdır. O zaman görülür ki, Fuzûlî ile Bâkî; Hayâlî ile Zâtî farklı insanlardır ve farklı şiirler söylemişlerdir.

Her şair gibi her usta, her ev, her mescit, her hoca, her ağaç, her duvar ayrı birer şahsiyettir.

Taşranın âhengi bir yeraltı nehri gibidir. Üstündekileri besler, büyütür ama gücünün sırrını açığa vurmaz. O sebeple zâhire değil, bâtına bakmak lazımdır.

Bu da elbette özel bir terbiye ister.

Ruh terbiyesi.”


MAVİ KUŞ

Yazar: Mustafa Kutlu

Yayınevi: Dergah Yayınları

Web Sitesi: dergah.com.tr

ARKA KAPAK METNİ

Anadolu’nun ücra bir kasabasında bir eski otobüs. Otobüsü dolduran her kesimden insanlar. Civardaki tren istasyonuna yapılan bir yolculuk. Mavi Kuş bir yol hikâyesi. Ellili yılların Türkiye’sinden sinematografik bir kesit. Kitap tek bir metinden oluşan bir uzun hikâyedir.

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıları da beğenebilirsiniz
Devamını Oku

Tirende Bir Keman

2015 yılının Şubat ayında okumuştum Tirende Bir Keman kitabını. Selman Özpınar ağabeyin düğünü için Konya’ya gitmiştik. Yüksek Hızlı…
Devamını Oku

Küçük Prens

Küçük Prens… Çocukken bir defa okuduğum, üzerinden belki de 10 yıldan fazla zaman geçmiş harika kitap. O zamanlar…
Devamını Oku

Hesap Günü

Sabah namazına kalkıyor musun? – Bazen. – E, o zaman bunu beceremeyen birinin dini konularda ahkâm kesmesi yakışık…
Devamını Oku

Ortadaki Adam

Ortadaki Adam kitabı, 1970 yılında Hareket Yayınları tarafından basılan, daha sonra bir defa da Dergâh Yayınları tarafından basılan,…
Devamını Oku

Dönüşüm

Bir hafta sonu iki güzide insan, Mehmet Emin ve Cantürk ile kitapçıya gittik. Felsefe bölümünde kitapları  uzunca bir…
Devamını Oku

Rüzgarlı Pazar

“Bu rüzgar neyin nesi? – Samyeli, Sam! – Kim lan bu Sam?” Yıl 2005 … Ortaokul ikinci sınıftayken…