Çarlık Rusya zamanında yaşayan meşhur şair Puşkin, dönemin baskıcı yönetimiyle çeşitli sorunlar yaşıyormuş. 19. yüzyılın ilk yarısında, Rus yönetimi tarafından sürgüne gönderilen arkadaşlarını ziyaret etmek üzere Kafkasya’ya seyahate çıkmaya karar vermiş. Bu seyahatinde Osmanlılar üzerine sefere çıkmış olan Rus ordusuyla birlikte hareket eden Puşkin, nihayetinde Erzurum’a kadar geliyor. Puşkin’in bu macerasında başına gelenleri Erzurum Yolculuğu kitabından öğreniyoruz.

Üslup olarak oldukça sade, doğal ve tarafsız olan Puşkin, gezdiği yerlerde gördüklerini çok yalın ve olduğu gibi kaleme almış. Yolculuğunu anlatmanın yanı sıra geçtiği bölgelerin coğrafi özelliklerine, kültürlerine, yiyecek içeceklerine, hatta türkülerine bile yer veriyor. Mesela Tiflis’in çok sıcak olmasının sebebini etrafı kuşatan dağlar olarak ifade ederken şehrin etnik kimliğinin Ermeniler’den oluşup su içtikleri nehrin hangisi olduğuna varan kadar birçok detayı aktarıyor.

Puşkin (ne yazık ki) Erzurum’un Ruslar tarafından işgaline de şahit oluyor. İşgal öncesindeki çatışmalardan başlayarak Erzurum’a Rus ordusunun girişine varana kadar adım adım notlar almış ve kitabında bu notlara yer vermiş.

Kitabın en sonunda ise Erzurum’da dair genel bilgilendirmeler yapıyor Puşkin. Öyle ki Yeniçeri Eminoğlu mahlasıyla kendisinin yazdığı bir Erzurum şiiri de varmış. Bu şiirde Kazan-Moskova arasındaki çekişmenin bir benzerinin Erzurum-İstanbul arasında var olduğunu anlatmak istemiş. Şiir şöyle:

Gavurlar övüyor şimdi istanbul’u

Ama yarın demir ökçeleriyle

Uyuyan bir yılan gibi ezecekler onu

Ve çekip gidecekler bırakıp öylece

İstanbul bırakmasın hala uykuyu

İstanbul peygamberin yolundan ayrıldı

Onu baştan çıkardı kurnaz batı

Dalarak utanç verici zevklerin koynuna

O ihanet etti duaya ve kılıca

Küçümsüyor artık savaş alanından akan teri

Şarap saati oldu dua saatleri

Söndü inancın kutsal ateşi

Dolaşır evli kadınlar mezarlıklarda

Her kocakarı bir hacıana

Hareme sokarlar erkekleri

İşbirlikçi haremağası uykuda

Ama Erzurumumuz öyle mi ya?

Bizim dağlı, çok yollu kentimiz

Kapılmadık bir zevkü safaya

Yüzvermedik isyan şarabına

Günah yolundan gitmedik, gitmeyiz

İnanç sahibiyiz, oruç tutarız

Kutsal sulardır doyuran bizi

Düşman üstüne rüzgar gibi

Uçup gider atlılarımız

Girilmez haremlerimize

Serttir harem ağalarımız

Kadınlar rahatça oturur içerde.

Yeniçeri Eminoğlu mahlasıyla Aleksandr Puşkin

Velhasıl Erzurum Yolculuğu döneme ışık tutan kıymetli bir eser. Hatırat-seyahatname karışımı olan bu kitabı önemle tavsiye ederim.

Kitaptan aldığım bazı notlar şöyle:

  • Bir Çerkez çocuğu, daha konuşmayı öğrenmeden bu silahları kullanmayı öğrenir. Adam öldürmek basit bir beden hareketi demektir onlar için.
  • Ertesi sabah yola koyulduk. Türk tutsaklar yol yapımında çalışıyorlardı. Yiyeceklerden yakındılar. Kara Rus ekmeğine alışamıyorlarmış. Bana, dostum Şeremetev’in Paris dönüşü söylediği sözü anımsattı bu: “Paris yaşanılacak yer değiş arkadaş. Yiyecek bir şey yok. Kara ekmek bulamıyorsun!”
  • Tiflis halkı Kura Nehri’nin suyunu içiyor. Şarap tüketimi o kadar fazla ki, hani su olmasa fark etmeyecek.
  • Tiflis’te paranın değersizliği beni şaşkına çevirdi. İki sokak geçmek için yarım saatliğine kiraladığım bir arabaya iki gümüş ruble ödedim. Yabancı oluşumdan yararlanarak arabacının beni kandırdığını sanmıştım ama yanılmışım. Meğer gerçekten de fiyatı böyleymiş. Her şey aynı ölçüde pahalı.
  • Avrupa’yla Doğu arasındaki başlıca kara ticaret yolu Erzurum’dan geçiyor. Fakat kentte çok az mal satılıyor. Malları burada ortaya dökmüyorlar. Tournefort’un yazdığı gibi, Erzurum’da bir hasta bir kaşık ravent bulamadığı için ölebilir. Oysa kentte çuval çuval ravent vardır.

Aleksandr Puşkin - Erzurum Yolculuğu

ERZURUM YOLCULUĞU

Yazar: Aleksandr Puşkin

Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

Web Sitesi: iskultur.com.tr

ARKA KAPAK METNİ

1828’de sürgündeki asker arkadaşlarını görmek üzere Kafkasya’ya giden Puşkin, hepsinin Osmanlılar üzerine düzenlenen sefere katıldığını öğrenir.

Az bilinen diyarları görmek ve bir savaşa tanık olmak için, sivil olarak orduya katılır. Yolculuk boyunca eskizler çizer ve bir kısmını dönüşünde yayımlayacağı notlar tutar.

Ancak notlarını kısmen yayımladığında eleştirilir. Oysa her zamanki objektifliğiyle ve insancıllığıyla tanık olduklarını, gördüğü yerleri ve tanıdığı insanları anlatmaktır:

Erzurum Seraskeri Salih Paşa, Paşa’nın eşi, Rus orduları kumandanı General Paskeviç, yolda vurulmuş yatan genç Türk askeri, Tellak Hasan… Hepsi de Puşkin’in gözünde insan olarak hakkettikleri değeri bulur; övgü ya da yergi konusu olmazlar.

Bu yalın yaklaşımın, kendi ülkesini yeterince yüceltmemekle eleştirilmesi üzerine Puşkin ölümünden bir yıl önce tüm notlarını yayımlar.

Puşkin Nişanı sahibi Ataol Behramoğlu’nun  notlarla zenginleştirilmiş ve elyazmasının yayımlanmamış bölümlerini de içeren çevirisi, 1829 Anadolusu’na eşsiz bir tanıklık…

Yazar Hakkında

Muhammed Murat Tutar

İstanbul'da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde Mühendislik Yönetimi bölümünde tezli yüksek lisans yapıyorum. Üsküdar Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğünde Sistem ve Ağ Yönetimi biriminde çalışıyorum. Uluslararası Genç Derneği üyesiyim. GENÇ Dergisi ve OKUR Dergisi'nde yazarlık yapıyorum.

Tüm Yazıları Göster