Doğu’nun Kalbine Seyahat

Uzakdoğu her zaman gizemli olan, 21. yüzyılda dahi hâlâ gizemlerini koruyan bir coğrafya. Çin ve Hindistan başta olmak üzere yüz milyonlarca insanın yaşadığı bu coğrafya, şaşırtıcı özellikleriyle her insanın merakını cezbediyor. Gerek doğal güzellikleri, gerekse toplumsal yaşam dünyanın geri kalanına nazara nevi şahsına münhasır olup hayret uyandırabiliyor. Bu durum bugün böyle olduğu gibi, hatıratlardan ve seyahatnamelerden görebildiğimiz üzere 1000 sene evvel de böyleymiş.

9. yüzyılda yaşayan tüccarların ve gemicilerin anlatıları, Çin ve Hint ülkelerine dair bin yıl önceki durumu bugün bize anlatmaya devam ediyor. Bu anlatılardan biri olan Doğu’nun Kalbine Seyahat kitabı üç bölümden müteşekkil. İlk bölümde Süleyman El-Tacir’in Hindistan ve Çin civarına dair gözlemleri yer alırken diğer iki bölüm ilk bölümün şerhi ve biraz daha genişletilmiş hali denilebilir.

Kitapta başta Hindistan ve Çin olmak üzere Uzakdoğu Asya, Maldivler, Doğu Afrika kıyıları, Kızıldeniz ve Basra Körfezi civarından bahsediliyor. Bu coğrafyaların 9. yüzyıldaki ticari, siyasi ve sosyal hayatına dair birçok objektif gözlem aktarılıyor. Hayvanata ve nebatata dair de şaşılacak bilgiler mevcut. Mesela yamyamların ticaret gemilerine saldırdığından ve ele geçirdikleri insanları yediğinden bahsediliyor. Çin halkının toplumsal yaşamı, örf ve adetleri, yöneticilerin halkla olan ilişkileri detaylıca aktarılıyor. Tabii birçok da menkıbe bulunuyor. Şaşılacak mevzulardan birisi de şu ki o dönemde Batı toplumlarının Doğu toplumları hakkında sınırlı sayıda bilgisi mevcutken, Çin yönetimi taaa peygamberler tarihini bile biliyorlar. Hatta anlatıya göre Çin’e giden bir müslümana çeşitli resimler gösteriliyor ve o da sırayla bunların Hz. Musa, Hz. İsa gibi peygamber olduğunu söyleyip onlara dair bildiklerini aktarınca hükümdar “doğru söyledin” diyerek tasdikliyor.

Benzer şeyler Hindistan için de söylenebilir. Hintlilerin de toplumsal yaşamına dair bilgiler mevcut kitapta. Ayrıca deniz mahsulleri, özellikle balinalardan sıkça bahsediliyor. “Misk”in ne olduğu detaylarına kadar anlatılıyor, Tibet Miski ile Çin Miskinin karşılaştırması bile detaylıca anlatılıyor kitapta.

Kitap kısa olmasına rağmen bahsedilen her bir olay üzerine saatlerce konuşulabilir. Doyurucu ve bilgilendirici olan bu kitabı özellikle Çin ve Hindistan coğrafyasına merak duyan herkes muhakkak okumalı.


DOĞU’NUN KALBİNE SEYAHAT

Yazar: Süleyman El-Tacir

Yayınevi: Yeditepe Yayınevi

Web Sitesi: yeditepeyayinevi.com

ARKA KAPAK METNİ

Elinizdeki kitap Arap edebiyatının en eski seyahatnamesi olan Süleyman el-Tâcirin hatıraları ve Yezid el-Sîrâfînin buna ilaveleri ile Mesûdînin Müruc ez-Zeheb (Altın Bozkırlar) adlı eserinden seçmelerden oluşmaktadır. Süleyman el-Tâcir 852 yılında Çin ve Hind ülkelerine, yolculuk yaptı ve hatıralarını Ahbar el-Sîn vel-Hind (Çin ve Hind Haberleri) adlı eserinde kaleme aldı. Yezid el-Sîrâfî ise, çeşitli denizci ve gezginlerden Çin ve Hind ülkeleri ve deniz yolları hakkında topladığı bilgilerle Süleyman el-Tâcirin eserine zeyl (ilave) yazdı. Büyük tarihçi ve gezgin Mesûdî de Hind Okyanusu, Akdeniz ve Hazar Denizinde çeşitli denizcilerle yaptığı seyahatleri kaleme aldı ve eserinde Süleyman el-Tâcir ile Yezid el-Sîrâfînin yazdıklarından faydalandı. Adeta oturduğunuz yerden Çin ve Hind coğrafyasına sizi yolculuğa çıkaracak olan bu kitap, bu tür seyahatnamelerin ve yazarlarının tanınmasına, Müslümanların Çin, Hind, Endonezya ve Doğu Afrika ülkeleriyle ilgili en eski hatıralarının bilinmesine katkı yapacaktır.

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıları da beğenebilirsiniz
Devamını Oku

Omuzumda Hemençe

Bu zamana kadar birçok güzel insanın hayatını okudum, yazdıklarını okudum ve istifade ettim. Allah hepsinden razı olsun. Ancak…
Devamını Oku

Doğu Seyahatnamesi

Ricaldus de Monte Crucis 13. yüzyılda yaşamış ve Dominikan Tarikatı’na mensup bir keşiş. Tarikat tarafından misyonerlik faaliyetleri yürütmek…
Devamını Oku

Kudüs Yolculuğu

Günümüzde Koprivşitsa ismiyle anılan, Avratalan doğumlu Mihail Macarov, genç yaşta ailesi ile Edirne, İstanbul, Mısır ve Kudüs şehirlerini…