Türklerin ve Müslümanların tarihinden bahsedildiğinde Haçlılar bu tarihin önemli bir parçasını oluştururlar. İslam’ın kutsal topraklara girişinden bu yana Haçlılarla olan mücadele sürmektedir. Bir Haçlının Hatıraları kitabı Haçlılara dair birinci ağızdan bilgiler vermesinden mütevellit oldukça önemli bir eser.

Her ne kadar tarih derslerinde yüzeysel olarak geçilse de Haçlı seferleri ve bu seferlerin özellikle coğrafyamıza tesirini anlamak hepimiz için çok mühim bir mevzu. Haçlı seferlerinin bitmediğini, şekil değiştirerek bugün de devam ettiğini düşünen birisinin Haçlı seferlerine dair bilgisiz olması kabul edilemez. Eğer bugün düşmanlarımızla mücadele etmek arzusundaysak geçmişimizi su gibi ezberlememiz şart.

İkinci bin yılın ilk yüzyılının sonlarında ilk Haçlı Seferi yapılıyor. Antakya Prensliği’nin kurulduğu ve Kudüs’ün düştüğü bu sefer sonuçları bakımından en önemli haçlı seferi. Maalesef Kudüs’te bulunan bütün Müslümanların ve Yahudilerin Haçlılar tarafından kılıçtan getirilmesi başta olmak üzere birçok vahşet yaşanmış.

Bir Haçlının Hatıraları kitabı ise 1248-1254 yılları arasında geçen Yedinci Haçlı Seferi’ni anlatıyor. Kitabın müellifi Jean de Joinville Fransa Kralı St. Louis’ye hitaben eserini kaleme alıyor. Kitabın ilk bölümlerinde St. Louis’nin faziletlerinden bahsederken diğer bölümünde bizzat katıldığı Yedinci Haçlı Seferi’ni başından sonuna kadar aktarıyor.

Kitaptan öğrendiğim ilginç bir bilgi var: Haçlı seferlerinin “Haçlı” adını almasının sebebi sefere öncülük eden liderin eline “haç” almasıymış. Yani o dönem kralın haçı eline aldığı görülürse “aha sefere çıkıyoruz” diye hazırlıklara başlıyorlar.

Joinville tatlı bir üslupla hatıralarını yazmış. Yaşlılık döneminde kitabı kaleme aldığı için bazı olayların heyecanı kaybolmuş, kitabı okurken bu fark ediliyor. Ancak yine de aktardığı hatıralar oldukça güçlü ve tarihi belge niteliğinde. Hele ki Mısır’da bozguna uğramaları ve kralın Müslümanlara esir düşmesi hadiseleri sanki bir film senaryosu gibi.

Kitabın bir diğer ilginç noktası ise Haçlılarla Moğolların ilişkileri. Haçlılar sefere çıktıktan sonra Kıbrıs’ta mola veriyorlar ve burada Moğolların elçileriyle görüşüyorlar. İlginç bir detay, Fransa kralı Moğolların Hristiyanlığı kabul ettikleri söylentisine inanıyor. Öyle ki sefere destek vermelerini büyük bir umutla bekliyor ve talep ediyor elçilerden. Hatta Avrupalıların tahayyülünde Müslüman Türklerin hemen ötesinde bir Hristiyan devletin var olduğu ve Rahip John isminde bir kralın olduğu şeklinde acayip bir efsane var. Hatta Haçlı seferlerine halkı teşvik etmek için bu efsane sıkça kullanılıyor.

Velhasıl Bir Haçlının Hatıraları kitabı Haçlı seferlerinden birine yakından şahitlik etmek isteyenler için değerli bir kaynak. Bu topraklarda yaşayan ve geleceğe dair bir ideali olan her Müslümanın ise muhakkak okuması gereken bir eser. Haçlı seferleri bitmedi, savaş daima devam ediyor.

Kitaptan aldığım bazı notlar şöyle:

  • Bana Kutsal Perşembe gününde fakirlerin ayaklarını yıkayıp yıkamadığımı sordu. “Efendimiz bu benim midemi bulandırıyor! Bu köylülerin ayaklarını yıkamam.” dedim. “Gerçekten bu söylediğin çok kötü, çünkü Tanrı’nın bizi eğitmek için yaptığı şeyi hor görmemelisin. Bu yüzden senden istirham ediyorum, ilk önce Tanrı aşkı için ve sonra bana duyduğun sevgi için, kendini fakirlerin ayaklarını yıkamaya alıştır.” dedi.
  • “Sesli konuşun, çünkü arkadaşlarınız kendileri hakkında kötü şeyler konuştuğunuzu düşünürler. Eğer masada bizi hoşnut edecek şeyler konuşacaksanız, konuşun, yok hoşnut etmeyecekse, o zaman susun.” – Kral St. Louis
  • Kral Richard Kutsal Topraklar’da kaldı ve orada Müslümanların ondan fazlasıyla korkmalarına neden olan büyük işler yaptı. Bu korku, Kutsal Topraklar hakkındaki kitapta yazıldığına göre, Müslüman çocuklar ağladığı zaman, anneleri onları susturmak için: “Şişşşt! Kral Richard burada” diye seslenmelerine, Müslümanların ve Bedevilerin atları bir ağaç ya da çalıdan ürktüğü zaman, sahiplerinin atlara “Sence bu Kral Richard mı?” diye sormalarına kadar varmıştı.
  • Denizde bizim başımıza şaşılacak bir şey geldi; Berberistan limanından önce oldukça yuvarlak bir dağı yaklaşık olarak akşamüstü dualarının yapıldığı saatte geçtik, bütün gece boyu yol aldık ve elli fersah kadar gittiğimizi düşündük. Ancak ertesi gün kendimizi aynı dağın önünde bulduk ve bu durum bizim başımıza iki veya üç kez geldi. Denizciler bunu gördüklerinde şaşkına döndüler ve bize, Berberistan’ın Müslümanlarına ait topraklarına yakın olmamız sebebiyle çok büyük bir tehlike içerisinde olduğumuzu söylediler.
  • Kıbrıs’a geldiğimiz sırada Konya Sultanı, Müslüman hükümdarlar arasındaki en zengin sultan idi. O muhteşem bir şey yapmıştı, çünkü denizde iken şarap taşınmasında kullanılan üç dört ölçü şarap alabilecek büyüklükteki toprak küplere, altınlarının büyük bir kısmını eriterek doldurmuş ve sonra onları kırdırarak altın külçelerinin küp şeklinde kalmasını sağlayarak bunları kalelerinden birisinde muhafaza etmişti. Bu kaleye giren herkes onları görebilir ve dokunabilirdi ve orada bu külçelerden altı veya yedi tane vardı.
  • Biz Türkleri bozguna uğratıp da çadırlarından sürdüğümüz sırada, ordugahta bizim adamlarımızdan kimse kalmayınca, Bedeviler çok iyi şartlara sahip olan Müslümanların ordugahına saldırdılar. Müslümanların ordugahında hiçbir şey bırakmadılar. Müslümanların bıraktığı her şeyi alıp götürdüler. Ben Bedeviler hakkında, Müslümanların buyruğu altında olmalarına ve Müslümanların sahip olduklarını çalıp beraberinde götürmelerine rağmen, daha olumlu düşünüldüğünü işitmedim. Zayıf tarafa saldırmanın Bedevilerin geleneği olduğu iyi bilinirdi.
  • Maiyetimden birisi olan Wanou’lu Lord Raoul Shrove Tuesday’de yapılan büyük savaşta aldığı yaradan dolayı ayakta duramıyordu ve siz şunu bilmelisiniz ki, kadırgadaki yaşlı bir Müslüman süvari, o hasta adam ne zaman ihtiyaç duyarsa onu sırtında taşıyordu.

Jean de Joinville - Bir Haçlının Hatıraları

BİR HAÇLININ HATIRALARI

Yazar: Jean De Joinville

Yayınevi: Yeditepe Yayınevi

Web Sitesi: yeditepeyayinevi.com

ARKA KAPAK METNİ

Türkler üzerine düzenlenen VII. Haçlı seferine katılan Joinville, Memlûk Devleti ve bu devleti kuran Türkler ve buna bağlı olarak Türk kültürü ile ilgili değerli bilgiler vermektedir. Ayrıca yazar, bir bölümü esir olmak kaydıyla altı yıl boyunca kaldığı bu topraklardaki sosyal yaşamı da çok iyi gözlemlemiş ve Ortaçağ Yakın Doğusu ile bölgenin yaşam tarzı hakkında kıymetli bilgileri kendisinden sonraki nesillere aktarmıştır. Kitapta; Haşîşiler, Kumanlar, Fransa Kralı XI Louis, Moğollar, Cengiz Han, Norveçli Şövalyeler haklarında yer alan ilginç bilgi ve hikâyeler bunlardan sadece bazılarıdır.

Bütün bunlar Joinville’in seyahati esnasında bizzat şahit olduğu veya görgü şahitleri tarafından kendisine anlatılan ilginç ve orijinal bilgilerdir. Yazar, adeta bir savaş muhabiri gibi yaşadıklarını anlatmaktadır. O, bunların dışında, içinde bulunduğu savaş cehennemine bağlı olarak kendisinin ya da çevresindeki yakın dostlarının düşüncelerini, duygularını, bazen korkularını hiç gizlemeden açık kalplilikle ifade etmektedir. Bu sebeple Haçlı Seferleri sırasında yaşanan trajediyi belki de farkında olmadan böylesine açık olarak anlatabilmektedir! İyi bir asker ve komutan olması sebebiyle, ortaçağ savaş usulleri, savunma ve hücum tekniklerinin yanı sıra, o dönemde kullanılan silahlar ve savaş aletleri ile ilgili de çok değerli bilgiler vermektedir.

Yazar Hakkında

Muhammed Murat Tutar

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Üsküdar Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğünde Sistem ve Ağ Yönetimi biriminde çalışıyorum. Uluslararası Genç Derneği üyesiyim. GENÇ Dergisi ve OKUR Dergisi'nde yazarlık yapıyorum.

Tüm yazıları göster