Beren İle Luthien

Dünyaya adım attığımızdan beri hep bir mücadelenin içerisindeyiz. İlk insanlar Adem ile Havva’nın oğullarından bu yana süren mücadelenin, çatışmanın, savaşın nedeni hep sevgi olmuştur. Hiç şüphe yok ki bütün savaşların sebebi sevgidir. Rivayet odur ki Kabil, evlenmesi yasak olan ikiziyle evleneceği için Habil’i katletmiş ve sevdiği ile kaçarak dünyada insanın kötülüğünü başlatmıştır. Nice krallar eşleri için yıllarca süren savaşlar başlatmış, Mecnun Leyla için çöllere düşmüş, Ferhat Şirin için dağları delmiştir.

Tolkien’in fantastik Orta Dünyasında da her şey gerçek dünyada olduğu gibidir. İyiliği ve güzelliği yaymaya çalışanların karşısında kalbi kötülükle yoğrulmuş ve karanlığı yaymaya çalışan Melkor vardır. Öyle zalimdir ki Orta Dünya’nın kalan son iyilik parıltılarının saklandığı silmarilleri çalarak başına taç yaptırmış ve zalimliğini taçlandırmıştır.

Orta Dünyada iyilik ve kötülüğün kıran kırana mücadelesi sürerken tüm ırkların “zayıf ve ölümlü” olarak gördüğü bir insan evladı kötülüğün karşısında dik duruyor. Ormanda gezinirken bülbül gibi şakıyan Elf kızı Luthien’i gören Beren, öylesine bir aşka tutuluyor ki sonu ölüm dahi olsa Luthien için kötülerin en kötüsüne karşı geliyor.

Beren ile Luthien’in kavuşmasının tek bir yolu var, eğer ki Beren, Melkor’un tacındaki silmarilleri alıp Luthien’in babasına getirirse, işte ancak o zaman kavuşabilirler. Beren ile Luthien’in hikayesi, işte bu mücadeleyi ve insanoğlunun kötülüğün karşısına nasıl cesurca çıkabildiğini anlatır. Öyle ki Beren Luthien uğruna korkusuzca ölümü göze aldığı gibi, Luthien de onu yalnız bırakamaz ve Melkor’un karşısına birlikte çıkarlar. Sonunda Luthien ölümsüzlüğünden Beren için vazgeçmek zorunda kalsa da, birbirlerine kavuşurlar.

Beren ile Luthien’in hikayesi Tolkien’in kurguladığı Orta Dünyasının en temel ve en güzel aşk hikayesini anlatmakla birlikte insana dair yüzyıllardır süregelen nitelikleri bariz bir biçimde okuyucuya sunuyor. Kötülük ve iyiliğin savaşı, insanoğlunun sevdiği uğruna hayatı pahasına mücadele etmesi, herkesin kötülükten ve kötülerden korktuğu bir dünyada, kötülüğe karşı çıkan ve dik duranın en zayıf olarak görülen olması sadece Orta Dünyanın değil, bizim dünyamızın da bir gerçeği.

İyilerle kötülerin savaşı kıyamete kadar sürecek. Ve tabii ki bu savaşın sebebi hep sevgi olacak. Kimi sevdiği kadın için savaşacak, kimi sevdiği para için, kimi sevdiği makam için, kimi de sevdiği petrol için. Herkes sevdiği uğruna can alacak, can verecek yeri geldiğinde. Bu dünya böyle gelip böyle gidecek.

Sonunda kıyamet geldiğinde ise hiç kimse uğruna ne çileler çektiği o sevdiklerini bulamayacak, alemlerin Rabbi’ni seven ve O’nun için bu dünyada mücadele edenler müstesna…


BEREN İLE LUTHİEN

Yazar: J.R.R. Tolkien

Yayınevi: İthaki Yayınları

Web Sitesi: ilknokta.com

ARKA KAPAK METNİ

Tolkien’in yayımlanmayan metinlerinden derlenerek başlı başına bir kitap haline getirilen Beren ile Lúthien’in destansı hikâyesi Hobbit, Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion ve Tolkien’in yarattığı Elfler, İnsanlar, Orklar ve Cücelerle dolu Orta Dünya hayranlarını bir kez daha bir araya getirecek.

J.R.R. Tolkien’in İlk Çağ’daki destanları ve mitleri anlattığı Silmarillion’ın gelişiminde büyük bir rol oynayan Beren ile Lúthien’in hikâyesinin yazım sürecinde pek çok detay değişse de gölgelenen aşkları hep baki kaldı: Beren ölümlü bir İnsandı, Lúthien ise ölümsüz bir Elf. Önemli bir Elf beyi olan babası, kızının Beren’le olmasına karşıydı ve eğer Lúthien’le evlenmek istiyorsa Beren imkânsız bir görevi yerine getirmek zorundaydı. Beren, Lúthien ile birlikte kötülerin en kötüsü, Kara Düşman, Morgoth olarak da bilinen Melkor’dan en değerli mücevher Silmarili çalmaya çalışacaktı.

Bu kitapta Christopher Tolkien, Beren ile Lúthien’in hikâyesinin ilk yazıldığı tarihten, Silmarillion’daki haline kadar geçen süreci adım adım ele alıp Orta Dünya’nın en önemli aşk hikâyesine nasıl dönüştüğünü, bu evrende giderek nasıl daha büyük bir yer kapladığını gözler önüne seriyor. Bunu yaparken de babasının kelimelerine dokunmadan, orijinal hallerini koruyarak destanın hem manzum hem de mensur biçimlerini ilk kez birlikte yayımlıyor.

Bu yazı ilk olarak OKUR Dergisinde yayınlanmıştır.

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazıları da beğenebilirsiniz
Devamını Oku

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

“Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.” Bazı kitaplar vardır…  Daldığınız zaman içine, bambaşka bir dünyada…
Devamını Oku

Yüzüklerin Efendisi

“Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O…
Devamını Oku

Yaban

Yakup Kadri ismini ilk defa çocukluğumda eski bir kitabın kapağında görmüştüm. Yıllar sonra Süleyman Ragıp ağabeyimin tavsiyesiyle, özellikle üslubunu…
Devamını Oku

Fatih – Harbiye

“Her beşerî kasırgayı takip eden sükût, bütün bu şeylerin ne kadar boş olduğunu ne iyi gösterir!” Bugün Fatih’in…