Anlayışı Güçlü İnsanların 6 Alışkanlığı

Super Learner kavramının dilimizdeki karşılığı net olarak tanımlamak hiç kolay değil. Süper Öğreniciler desek çok yavan kalıyor, iyi öğreniciler de keza öyle. Zaten öğrenici kelimesi dilimize tam oturmayan zorlama bir kelime oluyor. Super Learner kavramının ne olabileceğine dair kelimelerle haşır neşir olan dostlarımdan çok güzel öneriler geldi:

  • Anlayışı Güçlü
  • Kavrayışlı
  • Kolay Öğrenen
  • Hızlı Öğrenen
  • Kuvve-i Fehm Sahibi
  • Kavrayışlılık
  • Kafası Basan
  • Sahibul Fehm
  • Öğrenme Delileri

Bu örneklerin sayısı tabii ki artırılabilir. Ancak en uygun karşılıklar “anlayışı güçlü” ve “kavrayışlı” kavramları diye düşünüyorum. Sonuç olarak bu yazının başlığında ve içeriğinde super learner ifadesine karşılık olarak anlayışı güçlü ifadesini kullanmakta karar kıldım.

Anlayışı güçlü olmak, 21. yüzyılda başarılı olmamız gereken en önemli becerilerden birisidir. Bu çağda öncü olmak isteyenler sürekli olarak kendini geliştirmelidir. Zira artık ömür boyu yeni beceriler kazanma ve fikir ortaya koyma becerisine ihtiyaç duyuluyor.

Dün ne yediğimizi bile hatırlamadığımız bir hızla değişen bu dünyada yeni bir beceriyi olabildiğince hızlı öğrenme yeteneği bir mecburiyet haline geldi. Neyse ki yoğun bir iş temponuz olsa bile yeni bir şey öğrenme konusunda daha iyi olmak için bir mucize gerekmiyor.

Charles Darwin, Leonardo da Vinci ve Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman dahil olmak üzere farklı alanlarda çalışmalar yapan birçok insanın olağanüstü bir zekası yok doğrusu. Hepimiz yeni bir alanda öğrenmek ve ustalaşmak için yeterli beyin gücüne sahibiz. Doğru araçlarla ve doğru bir teknikle öğrenemeyeceğimiz neredeyse hiçbir şey yok.

Daha iyi öğrenme teknikleri öğrenme sürecini hem kolaylaştırabilir hem de daha keyifli hale getirebilir. Kendinizi geliştirmek için yeni bir beceri öğrenmeyi hedefliyorsanız aşağıda belirtilen alışkanlıklardan bazıları faydalı olabilir. Değerlendirip uygulamak ve sonuçları görmek size kalmış. Dilerim ki faydalı olur.

1. Anlayışı Güçlü İnsanlar Çok Okurlar

Vücudumuz için egzersiz yapmak ne ifade ediyorsa, okumak da beynimiz için aynı şeyi ifade eder. Okumak anlayışımıza, kavrayışımıza, bakış açımıza çok şey kattığı gibi fikirlere, kavramlara ve duygulara daha derin bir bakış açısı sağlıyor. Okuduğunuz şeyin türüne göre beynimiz büyüyor, gelişiyor ve yeni sinir yolları oluşturuyor. Yüksek başarı sahibi kişiler çok okuyorlar.

Aslında başarılı insanlar okumayı angarya işten ziyade, hayatlarını ve kariyerlerini geliştirmek için bir fırsat olarak görürler. Mesela ağabeyinin söylediğine göre Elon Musk günde 2 kitap okuyarak büyümüş. Bill Gates her sene 50 kitap okuyor. Mark Zuckerberg iki haftada bir en az 1 kitap okuyor.

Çağımızda bilgi en değerli hazinedir ve sürekli okuyarak bu hazineyi çoğaltmak mümkün.

2. Anlayışı Güçlü İnsanlar Öğrenmeyi Bir Süreç Olarak Görürler

Öğrenmek bir serüvendir, asla bir hedef değildir, aksine yeni bilgileri sürekli keşfetmektir. Keyifli bir keşif yolculuğudur yani. Herhangi yeni bir bilgiyi edinmek, yeni bir fikri anlamaya çalışmak sadece keskin bir gözlem yeteneğiyle olmaz, merak etmek de gerekir.

Öğrenmek için sarf edilen emek her zaman kendini amorti edecek kazançları da beraberinde getirir. Değişen iş dünyasında kendinizi geliştirmek ve vazgeçilmez olmak istiyorsanız her zamankinden daha fazla yeni şeyler öğrenmeye açık olmalısınız.

Anlayışı güçlü insanlar öğrenme sürecinin değerinin farkındadırlar. Nihayete erdirilecek bir hedeften ziyade sürekli ve tutarlı bir gelişimin peşindedirler. Sürekli, gönüllü ve özdisiplinli bir bilgi arayışı anlayışı güçlü insanların olgunlaşması için çok önemlidir ve yeni fikirlerde, dünya görüşlerinde ve düşünme modellerinde kendilerini geliştirirler.

3. Anlayışı Güçlü İnsanlar Büyüme Zihniyetini Benimserler

Büyüme zihniyeti Dr. Carol Dweck tarafından geliştirilen ve zeka, yetenek ve performansı geliştirebileceğimiz inancı üzerine kurulu bir öğrenme teorisidir. Bu zihniyeti benimsediyseniz doğru yoldasınız.

Modern teknolojileri tartışan çalışmaları ile tanınan yazar, fütürist ve işadamı Alvin Toffler şöyle diyor: “21. yüzyılın okuma yazma bilmeyenleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenemeyen, öğrenemeyen ve öğrenemeyenler olacaktır.”

Büyüyebilen ve uyarlanabilen bir zihniyet geliştirmek hayattaki hedeflerinize daha çok odaklanmanıza yardımcı olabilir. Motivasyonunuzu artırarak yeteneklerinizi geliştirme ve öğrenme fırsatlarını daha kolay tespit edebilmenizi sağlayabilir.

Açık fikirli olma, daha iyi bilgi edinebilme ve gerektiğinde bu bilgiyi uygulayabilme yeteneği hayatınıza anlam katacaktır.

4. Anlayışı Güçlü İnsanlar Bildiklerini Başkalarına da Öğretirler

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bir öğrencinin öğrendiği yeni bir şeyi bir başkasına öğretirse veya pratikte uygularsa öğrendiği şey yüzde 90 daha kalıcı oluyor.

Bildiklerimizi başkalarına öğretmek yeni bilgiler yeni bilgiler öğrenmenin ve hatırlamanın en etkili yollarından biridir. Psikologlar bu durumu geri çağırma pratiği şeklinde adlandırırlar. Daha kalıcı bellek izleri oluşturmanın en güvenilir yollarından birisi budur.

Ünlü fizikçi Richard Feynman tarafından üretilen zihinsel bir modele göre bir konuyu başkalarına basit terimlerle öğreterek öğrenmek, o konudaki bilgi eksikliğini en hızlı şekilde tespit edebilmeyi sağlar.

“Büyük Açıklayıcı” olarak bilinen Feynman, kuantum fiziği gibi yoğun bir konuyu hemen hemen herkesin anlayabileceği şekilde öğretebildiği için herkes tarafından seviliyor ve saygı görüyor.

Bir bilgiyi başkasına ne kadar kapasitede aktarabiliyorsak o kadar biliyoruz demektir. Bilgiyi öğrenmek, işlemek, saklamak ve hatırlamak için yürünecek yolun yarısı öğrenmek diğer yarısı ise paylaşmaktır. Örneğin, bir kitabı tamamlamak yerine yarısını  okumayı ve devam etmeden önce öğrendiğiniz temel fikirleri hatırlamayı, paylaşmayı veya yazmayı deneyin.

5. Anlayışı Güçlü İnsanlar Beyinlerine İyi Bakarlar

Beynimizi sağlıklı tutmak onu keskinleştirir. Beynimizin sağlığı için yaptığımız veya yapmadığımız şeyler hafıza, bilgiyi işleme ve bilgi alma şeklimizi önemli ölçüde etkiler. Herkes mümkün olduğunca uzun yaşamak ister ama uzun yaşamanın sırrı beyin sağlılığıyla doğrudan ilişkilidir.

Beyin sağlığını yediğimiz yiyecekler önemli ölçüde etkiler. Psikiyatri ve yaşlanma profesörü Dr. Gary Small şöyle diyor: “Meyve ve sebzeler, beyin hücrelerinde aşınma ve yıpranmaya neden olan yaşa bağlı oksidatif stresle savaşır.”

Beynimizi korumak adına hiçbir şey yapmazsak doğal olarak zayıflar. Şimdiden beynimizin sağlığı için yatırım yaparak onu koruyabiliriz, zira sağlığı korumak hasar aldıktan sonra hasarı onarmaktan çok daha kolaydır.

6. Anlayışı Güçlü İnsanlar Sık Sık Kısa Molalar Verirler

Beynimizin yoğun tempoda çalıştığı süre öğrenme sürecinde çok önemlidir. Araştırmalara göre sık sık kısa molalar vermek, işleri daha iyi öğrenmenize ve hatta öğrenme oranınızı artırmanıza yardımcı olabilir.

Ulusal Nörolojik Bozukluklar Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Leonardo G. Cohen şöyle diyor: “Herkes yeni bir şey öğrenirken ‘pratik yap, pratik yap, uygula’ sisteminin gerekli olduğunu düşünüyor. Bunun yerine öğrenmek için sıklıkla dinlenmenin, belki de bahsedilen sistem kadar kritik olduğunu gördük.”

Mola vermek beynin bilgileri sindirmesine yardımcı olur. Zaman içinde ne öğrenirseniz öğrenin, daha iyi sonuçlar için dinlenme aralıklarını optimize etmek önemlidir.

Louisiana Eyalet Üniversitesi Akademik Başarı Merkezi’ndeki uzmanlar 30-50 dakikalık oturumlar önermektedir. Lisansüstü asistan Yardımcısı Ellen Dunn “30 dakikadan daha az çalışmak herhangi bir şey yeterli değildir, ancak 50 dakikadan fazla bir çalışma süresi beyninizin tek seferde bilgiyi alabilmesi için çok fazla” diyor.

Beynimizin sinir ağlarının bilgileri işlemesi gerekir, bu nedenle öğrenmeye ara vermek yeni bilgileri daha verimli bir şekilde ezberlemenize yardımcı olur. Yani beyninize dinlenmek ve iyileşmek için yeterli zaman tanıyın.

Kaynak: Thomas Oppong

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir