Allah’sız Müslümanlık

Aşksız, Zevksiz… Allah’sız Müslümanlık – Gerileme Sürecinde İslâm’ı Yaşama Sorunu kitabını 9 Ocak 2016 tarihinde Süleyman Ragıp Yazıcılar abim, “sakince, özümseyerek” okumamı tavsiyeyle birlikte hediye etmişti. Ben de bu tavsiyeye uyarak kitabı 21 gün içerisinde sindirerek okumaya çalıştım. Ama itiraf etmek gerekirse kitap tek okuyuşta sindirilecek bir kitap değilmiş, bunu iyice anladım.

Ömer Lütfi Mete, bu kitabında çağımızdaki her Müslüman’ın günlük yaşamda sürekli karşılaştığı ancak itiraf etmekte zorlandığı problemleri düşünsel ve eleştirel bir yaklaşımla ele alıyor. Bu problemlerin üstüne giderek, sogulamalar eşliğinde açıklamaya, incelemeye çalışıyor. Sekiz bölümden oluşan kitabın her bölümünde gerçekten çok ciddi mevzular ele alınıyor. Mesela “İdeolojik İslam’da Marksizm Esintileri” gibi Ömer Lütfi Mete’nin -anladığım kadarıyla- kendi ürettiği kavramlar harika bir bakış açısıyla inceleniyor.

Ömer Lütfi Mete’nin üzerine düşündüğü ve açıklamaya çalıştığı her mesele şahsen benim de yıllar boyu çevremden duyduklarım neticesinde kalıplar ürettiğim meseleler. Tevhid inancının kuşatıcılığı bize öğretildiği kadarıyla “Allah’ın birliği” demektir ancak bu kitapta anladım ki Tevhid, inanmayanı da kapsayan evrensel bir olgu. Sonuçta Allah kendisine inanmayanların da Rabbi değil mi?

Allah’sız Müslümanlık kitabı yeni bir ufuk çizen, bakış açıma enginlik kazandıran bir kitap oldu. Lakin hissediyorum ki okuduklarımı bir süre sindirdikten sonra bu kitabı tekrar okuduğumda farklı şeyler hissedeceğim ve ilk okuduğumda anlamadığım veya farkedemediğim noktaları tespit edeceğim gibi görünüyor. İçimde böyle bir his var.

Kitaptan aldığım bazı cümleler şöyle:


ALLAH’SIZ MÜSLÜMANLIK

Yazar: Ömer Lütfi Mete

Yayınevi: Timaş Yayınları

Web Sitesi: timas.com.tr

ARKA KAPAK METNİ

“Allah’sız Müslümanlık” deyimi ile ne anlatılıyor?

Bu soruyu bir cümlede ifade etmek gerekirse, “Güçlü ve etkin bir iletişim çabası sergileyerek Allah ile beraberlik kuramayan İslami yaşayış biçimi” derim…

Müslümanlık, kişi için huzur ve mutluluk sağlayan bir tercih değil de, “Ürkütücü bir Tanrı’nın koyduğu külfetler bütünü” şeklinde yaşanırsa bu, gerçek bir dinin hedefleyebileceği durum olamaz.

Öyle inanıyorum ki, çağımızda Müslüman kimliğini önemseyen her insan, yaşadığı çelişkileri özgürce sorgulayıp tartışabilse benimkilere benzer sonuçlara ulaşacaktır.

Exit mobile version