Ali Ulvi Kurucu Hocaefendi’nin hatıralarını okumaya devam ediyorum. Hocaefendi hakkında ilk kitaba dair yazdıklarımda bazı detayları belirtmiştim. Bu detaylar ve ilk ciltle alakalı aldığım notları şuradan okuyabilirsiniz: İLK CİLT

İkinci cilt notlarımı burada bulabilirsiniz: İKİNCİ CİLT

Üçüncü cilt notlarımı şurada bulabilirsiniz: ÜÇÜNCÜ CİLT

Beşinci cilt notlarımı şurada bulabilirsiniz: BEŞİNCİ CİLT

Dördüncü cilt aslında üçüncü cildin devamı niteliğinde. Ali Ulvi Kurucu Hocaefendi’nin bahsettiği kişilerin hatıratlarını da kapsıyor diyebiliriz. Yine üçüncü ciltte olduğu olaylar kronolojik olarak anlatılmak yerine anlatılan kişilerin isimleri altında bölümlendirilmiş.

Dördüncü kitapta Doktor Ali Kemal Belviranlı, Ömer Kirazoğlu, Doktor Hulusi Baybal, İbrahim Eken Bey, Abdurrahman Gürses Hocaefendi, Hafız Sami Efendi, Hafız Sadettin Kaynak, Albay Muammer Bey, Hafız Nuri Baş Bey, Hulusi Topbaş Bey, Abdullah İzmirli Bey, Bandırmalı Ali Ağabey, Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı Bey, Bursalı Ali Canip Bey, Hasan Basri Çantay Bey, Ali Fuad Başgil Bey, Kamil Miras Hocaefendi, Mahiz İz Beyefendi, Üsküdarlı Hafız Ali Efendi, Doktor Asım Taşer Bey, Fuad Şemsi Bey, Doktor Hümeyra Hanım, Nurettin Topçu Bey, Hattat Ahmet Ziyaeddin Bey başlıkları altında hem bu zâtlardan bahsediliyor, hem de Ali Ulvi Kurucu Hoca’nın bizzat yaşadığı veya anlatılanlardan duyduğu hatıralar naklediliyor. Ayrıca hocaefendinin Türkiye ve Avrupa’daki seyahatlerinden hatıralar da dördüncü ciltte bolca mevcut. Dördüncü kitaba dair aldığım notları aşağıda paylaşıyorum.

İstifadeli olması duasıyla…

Ali Ulvi Kurucu – Hatıralar 4 – Notlar

  • “Ağabey, Ortadoğu Üniversitesinde talebe iken en büyük derdimiz, namaz kılacak yer bulmak olurdu. Öğle ve ikindi namazlarını acaba nerde kılsak; hangi odada, hangi köşede, hangi merdivenin altında kılsak diye endişe eder, yorulurduk… Ortadoğu Üniversitesi’ndeki cami “Bu yaz izne gidince, Ankara’da Ortadoğu’daki bazı arkadaşları görmek için üniversiteye uğradım. Cuma günüydü. Vakit gelince, arkadaşlarla namaza gideceğiz. Bir de ne göreyim! Okulun bahçesine koca bir cami yapılmış… Cami dolmuş taşmış, içerde yer yok; dışarıda bahçede ceketlerimizin üzerinde namazı kıldık.”
  • “Üzülme yavrum, aslanım, nazar boncuğudur. İkinci imtihanı çalışıp daha iyi vereceksin, dersi daha iyi öğreneceksin inşallah. Ben öyle her sene sınıfı çabucak geçenleri sevmem. Asıl sınıf geçmek, işte böyle dersi iyi öğrenerek, insan olup geçmektir. Öyle yalnız notla değil ahlâkla, faziletle geçmektir. Haydi bakalım, bundan faydalan, çalış, daha a’lâ notlar al…”
  • “Hâfız Sâmi, dersiâmdı… İstanbul’da yetişmiş, güngörmüş, fevkalâde zeki… Bir kere yaşayıp, büyüyüp, yetiştikleri, feyz aldıkları devir, istikrar devri… Her şeyin güzelini yetiştirmiş, fakat kadri bilinmeyen devir… Allah o devre olan hürmetsizliklerimizi hepimize soracak…”
  • Her devletin bir “altın devri” olduğu gibi, her okuyucunun da bir altın devri olur.
  • “Aziz kardeşim, ben sizden özür dilerim. Ben size teşekkürler ederim. Zira siz beni borçtan kurtarıyorsunuz. Cenâb-ı Hak, yüce dinim, beni mü’min kardeşlerime karşı borçlu kılmış. Ben onlara karşı borçluyum. Zekâtımı verirken, bu borcumu ödemiş oluyorum… Namaz neyse, oruç neyse, hac neyse; zekât da odur…”
  • “İnsanlık âlemine ölmez bir eser bırakmak istersen, söylenmeyen, söylenemeyen bir mısra bırak, dillere destan olsun…”
  • Orduyu milletinden koparan, milleti ordudan soğutan, o korkunç plan, o müdhiş 27 Mayıs 1960 darbesi faciasından önce, subaylarımız, halkın içinde bulunur, aynı mahallede, aynı evlerde otururlar, aynı bakkaldan, kasaptan resmi elbiseleri ile iş dönüşü alış veriş ederler, aynı vasıtalarda halkla iç içe seyahat ederlerdi. Sivil halkın çocukları olan subaylar, yine onlarla beraber yaşarlardı.
  • “Müslümanın, bence tekaüde çıkması, emekliye ayrılması, musallâ taşına konmasıyla başlar… Musallâ taşına konup da: Er kişi niyetine!.. denince, artık o kimse emekliye ayrılmış olur. O güne kadar müslümana emeklilik yoktur. Müslümana daima hizmet etmek düşer…”
  • “Bugünlerde, bu gençlik zamanınızda, cemiyette, hükümette, devlet idaresinde gördüğünüz, duyduğunuz yanlışlık vesaireler sizi çok meşgul etmesin. Onların tenkidi dedikodusuyla vaktinizi harcamayın. Dertlerin çaresi adam olmak İslâm dünyasındaki dertler de zihninizi dağıtmasın… Evet, bunları öğrenin bilin, ama faydasız çok dertlenip, konuşup, bu önemli günlerinizi boşa tüketmeyin. Bu sıkıntıların çaresi, şimdi boş boş konuşmak değildir. Bu günlerde çalışıp, bir an önce hayatta önemli yerler, mevkiler edinip; o dertlere bizzat çare olabilecek bir güç ve imkâna kavuşmanızdır.”
  • “Fitne var, bekârın aklından çıkmaz; fakat evlinin hatırına bile gelmez.”
  • Kahire’de iken 1940’lı yıllarda, oradaki Yugoslavyalı talebeler, “Avrupa’da birine söz verirken, Türk sözü mü? diye sorarlar” diye naklederlerdi. Osmanlı dedelerimiz mertlikleri ve doğru sözleriyle, Allah korkusundan doğan ahlâkları ile yabancılara böyle iyi intibalar bırakmışlardı. Maalesef bu hal gitti, kayboldu…


ALİ ULVİ KURUCU – HATIRALAR 4

Yazar: Ali Ulvi Kurucu (Yayına Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ)

Yayınevi: MED Kitap

Web Sitesi: goncayayincilik.com

ARKA KAPAK METNİ

Üstad Ali Ulvi Kurucu Bey, Türkiye’mizde ve Müslüman ülkelerde milyonların tanıdığı bir zat… Sevimli çehresi, Muhammedî güzel ahlâkı, ruhlara hitap eden millî, dinî şiirleri ve insanı mânevi âlemlere alıp götüren gönül sohbetleri ile bir ilim ve irfan önderi…

Üstad Ali Ulvi Kurucu Bey, bir Anadolu çocuğu… İlk feyzini doğduğu muhitten aldıktan sonra yüksek tahsilini Kahire’de yapmış; son elli altı senesini Medîne-i Münevvere’de yaşamış ve orada vefat ederek, sahabîlerin yanına uzanmış mes’ud bir insan…

İslâm dünyasının mânevi ve siyâsî binbir hâdise ile sarsıldığı yakın tarihi bizzat yaşamış; önemli olayların şahidi olmuş ve mühim şahsiyetlerle tanışmış; bir Müslüman aydının, aydın bakışı ile bunları değerlendirmiş, bir fikir ve mânâ büyüğü…

Onun hatıraları, bizler için, bir ilim, irfan ve mâneviyat kaynağı olduğu kadar, yakın tarihimiz için de bir “şifre çözücü” ve geleceğimizi tâyinde bir yol gösterici olacak…

Yazar Hakkında

Muhammed Murat Tutar

İstanbul'da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde Mühendislik Yönetimi bölümünde tezli yüksek lisans yapıyorum. Üsküdar Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğünde Sistem ve Ağ Yönetimi biriminde çalışıyorum. Uluslararası Genç Derneği üyesiyim. GENÇ Dergisi ve OKUR Dergisi'nde yazarlık yapıyorum.

Tüm Yazıları Göster