Yüzlerce yıl uygulanan köleliğin acıları halen yaşanmaya devam ediyor. Hatta son zamanlarda beyaz olmayanlara yapılan zulümler özellikle ABD’de birçok insanın isyan etmesine neden oldu. İnsanlar ırklarından, renklerinden, dillerinden ve dinlerinden ötürü dünyanın dört bir tarafında zulüm görmeye ve aşağılanmaya devam ediyor.

Kölelik endüstrisi Avrupalılar tarafından yüzlerce yıl boyunca büyük zulümlerle birlikte milyonlarca insanın hayatında derin izler bıraktı. Coğrafi keşiflerle birlikte özellikle Batı Afrika’da esir edilen veya satın alınan birçok Afrikalı, köle olarak Amerika’ya götürüldüler ve sömürüldüler. Çoğu köleler tarlalarda çalıştırıldı. Kimi beyazlar kölelerine merhametli davranırken kimileri de zulmetmekten geri durmadı. Köleler dillerini ve dinlerini bilmedikleri beyazlarla, üstelik yepyeni ve yabancı topraklarda bir şekilde yaşamaya gayret ettiler. Evlendiler, çocuk sahibi oldular. Bazen de dayanamayıp kaçtılar ve özgürlüklerine kavuştular. Kimi kaçanlar da yakalanıp şiddetle cezalandırıldılar.

Köleliğe dair ne kadar konuşursak konuşalım yüzyılların acısını anlatmaya kelimelerimiz yetmeyecektir. Üstelik batılılarca hep Hristiyan olarak yansıtıldı köleler. Ancak son yüzyılda yapılan çalışmalar neticesinde ispatlandığı üzere Afrika’dan Amerika’ya götürülen kölelerin yarıya yakını Müslümandı. Yani bir başka ifadeyle bugün Amerika’da yaşayan siyahilerin yarısı Müslümanların soyundan geliyor.

Kölelerden bazıları Afrika’da üst düzey makamlarda, okuma yazma bilen alim sınıfında veya zengin tüccar konumunda bulunuyordu. Bunlardan hatıraları yazan-yazdıran köleler olmuştu ve bu hatıralar 300 yıl geriden bugüne, bizlere sesleniyor.

Afrikalı Beş Müslüman Kölenin Hatıraları kitabı kimisi çok kısa, kimisi de oldukça uzun şekilde yazılmış 5 Müslüman kölenin hatıralarının bir araya geldiği bir kitap. Eyyub bin Süleyman Diallo, Selim Ağa, Nikolas Said, Ömer ibni Said ve Timbuktulu Ebubekir Şerif’in hatıralarından müteşekkil olan bu kitap o dönem kölelerin yaşadığı sıkıntıları ve bazılarının özgürlüğe nasıl kavuştuğunu anlatıyor. Kölelerden bazılarının Amerika’ya bazılarının da doğuya, Rusya ve Avrupa’ya varan serüvenleri bulunuyor.

Ne güzel tesadüf ki kitapta bahsi geçen kölelerden Eyyub Diallo’nun soyundan gelen Burkina Faso’lu Mahmud Diallo İstanbul’da üniversite öğrencisi ve benim arkadaşım. Kendisinden bizzat dedesi Eyyub Diallo’nun hayatını dinledim (o da babasından dinlediklerini aktardı) ve gördüm ki Eyyub Diallo’nun yaşadıkları nesilden nesile Burkina Faso bölgesinden anlatılmaya devam ediyor.

Bu kitabı her Müslüman muhakkak okumalı. Allah hepsine rahmet etsin.


AFRİKALI BEŞ MÜSLÜMAN KÖLENİN HATIRALARI

Yazar: Muhammed Al-Ahari

Yayınevi: Pınar Yayınları

Web Sitesi: pinaryayinlari.com

ARKA KAPAK METNİ

Portekizlilerin 1400’lü yılların sonunda Batı Afrika sahillerine gelmesiyle başlayan kitlesel kölelik Afrika kıtasının makûs talihini de şekillendirmiştir. Avrupa-Afrika-Amerika durakları arasında yüzyıllar boyu devam eden Atlantik ve Sahra kökenli köle ticareti, bir taraftan Batı hegemonyasının üzerinde yükseldiği sermaye birikimini sağlarken diğer taraftan çeşitli araçsallıklarla kendisini sürekli güncelleyen bir sömürü düzeninin kurulmasını sağladı. Milyonlarca Afrikalı köle gemileriyle Amerika kıtasına götürüldü, önce bedenleri ardından zihinleri prangaya vuruldu.

Çoğunluğu Batı Afrikalı siyahîlerden oluşan köleler içerisinde Orta Afrika ve Batı Afrika’nın Müslüman topluluklarına mensup olanların sayısı da azımsanmayacak seviyedeydi. Büyük bölümü tüccar-yönetici sınıfa mensup olan Müslüman köleler, efendilerinden daha eğitimlilerdi, Arapça okuma-yazmayı biliyorlar, mütebessim çehreleri ve kavrayış kabiliyetleriyle diğerleri arasından çabuk seçilebiliyorlardı.

Afrikalı Beş Müslüman Kölenin Hatıraları; topraklarından koparılan, türlü işkencelere ve zulümlere maruz kalan, boyunduruğun ağır yükünü kaldıramayıp firar etmeye çalışan ve bir sahipten diğerine savrulmak zorunda kalan Müslüman kölelerin; Süleyman Oğlu Eyyûb’un, henüz çocuk yaşta kölelikle tanışan Selim Ağa’nın, Nikolas Said’in Ömer ibn-i Said’in ve Timbuktulu Ebubekir Şerif’in bizzat kâğıda geçirdikleri yahut sözlü anlatım yoluyla kayıt altına alınan, 17. ve 18. yüzyıllarda kitaplaştırılan hikâyelerini aktarıyor.